Categories
yazılar

aylak gayretler lordu

“öyleyse neyle avunur insan,
arkasında bıraktığını düşündüğünü miras karıncaların ölüm çemberine dönüştüyse?”


bilirsin, aciz ellerinle yarattığın ve hayatının en özel oluşumuna vakit ayıramadığında her gece yatağa girmek üzereyken bir süre kendi hesaplaşmandan kaçınırsın. bu hesaplaşma öylesine kuvvetlidir ki, içerisine sürüklendiğin her anda dik omurganın disklerini başarısızlığa ve aylaklığa doğru çekiştirir ve ardında melul bir skolyoz bırakır. “gündeviren niçin aylardır bomboş yatıyor?”un cevabı da benim bu hesaplaşmadan kaçabilecek kadar kuvvetli ayaklarımın son zamanlarda adım atmaya pek bir isteksiz oluşuydu. bir kayıtsızlık zincirine takılanlar bu hissi çok iyi bileceklerdir ki, bir kere işlerin istediğiniz gibi gitmediğine ikna olursanız ancak çok daha büyük ve güçlü bir eforla bir zamanlar dik durduğunuz yerlerde yeniden -eğri büğrü olsa da durabilirsiniz. şimdi elimdeki bir metrelik odun parçasını kenara bırakıp eski zirvelerimin manzarasına ulaşabiliyorum ve fakat ufuk çizgim hafif eğimli.

yaşamımın son birkaç ayında özenle hafızama yerleştirdiğim sıkı umutlarımın nasıl yerle yeksan olduğunu, içinde bulunduğum toprakların her geçen gün nasıl da yeni fırsatlara kendisini kapattığını deneyimliyorum. geleceğin kaygılarından ilk defa gözlerimi kaçırmıyorum. benim onlara, onların bana ait olduğunu düşündüğüm tüm fikirlerimin benden uzak kalabileceği ihtimaliyle, değişimin sabit devinimli ama köklü hiddetini tüm vücudumda zangır zangır hissetmekle birlikte olduğum yerde çakılı kalmış, avuçlarımdan olmasa da beynimden çivilenmiştim.

öyleyse neyle avunur insan,

arkasında bıraktığını düşündüğünü miras karıncaların ölüm çemberine dönüştüyse?

farkındayım ki bu çemberi bozacak olan lokal karınca kahramanıyım ancak dönüp duruyorum işte. sanmayın ki bunu ciddiye alıyorum. ciddiye almak demek çözüme kavuşturmak zorunda olmaktır benim için. bense hiçbir şeyi çözüme kavuşturma arzusunda olamıyorum. kimi zamanlar maslow’un piramiti baş aşağı bir şekilde rektuma doğru hücum eder. kendini gerçekleştirme meselesi kaşları çatık bir biçimde bana doğru yöneldiğinde tek yaptığım kıçımı başka bir noktaya çevirmek ve kaçmaktır. hak verirsiniz, dostlar, kimse kıçında bir piramitle yaşamak istemez. ben kıçımı yalnızca yayılıp oturmak ve hiçbir şeyle ilgilenmemek üzere kullanırım. bu huyum nedeniyle de olduğum yerde çökmüş ve beat kuşağı canavarları gibi kafam doğuştan dumanlı, hareketsiz yatarım.

bu yazım da “artık değişiyorum, yeniden ayaklanıyorum, vo-ho” minvalinde bir ergen serzenişi olarak algılansın istemiyorum. aksine, ben her geçen gün kendimle hoşbeş ettikçe fark ediyorum ki yalnızca düşünsel bir dünyam var benim. bana gayret lazımdır. ben diogenes değilim fakat diogenes benim öğrencimdir ve o öldükten 2300 küsür yıl sonra da hala benim idealarımla yaşar benden içre. işte dostlar, ben aksiyonlara gerekli itibarı vermem ve bu nedenledir ki büyük öğrencimin “senin söylediklerine yaptıkların bir değildir.” eleştirilerini ciddiye alırım.

belki iki katlı bir harmaniyle yürüyemem ancak sizin yürümenize yardımcı olabilirim.

bu gayeyledir ki yaşasın gündeviren,

sana gayret lazımdır.

2 replies on “aylak gayretler lordu”

Ne oldu? Podcast falan bir seyler yapiyordun. Seni zamaninda Eksi Sozlukten gormustum. Yalan yok ama nadiren de olsa gelip ugruyordum. Bence devam etmen gerekiyor. Zaten bir seneyi askin suredir yaziyorsun galiba. Seni mutlu eden bir sey oldugunu dusunuyorsan hic aksatmadan devam et derim. Okuyanlarin var 🙂

merhaba, iki seneyi aşkın bir süredir devam ediyor aslında. birinci senesinde siteyi baştan kurmak durumunda kaldım. eski yazıların bir kısmı o yüzden doğru tarihli değil. takipte olmanıza sevindim. elimden geleni yapıyorum. bir iş planı olarak değil de hobi ayarında devam ediyor. podcast için de ne yazık ki gerekli ilgiyi gösteremiyorum. belki bir süre sonra yeniden üzerine düşerim. çok teşekkürler yorum için!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *