Categories
yazılar

yeni bir miguel

“ancak tam da gerçekliğin ortasındaydı miguel. demek bu kadar basitti, bir saniyede o mevzubahis aşkla tanışmış ve şimdiden esiri olmuştu onun.”


sabahın erken saatlerinden beri playa de las tres piedras’taydı. elindeki işleri bitirdikten sonra cádiz’e taşınacağına dair kendine sözler vermişti. hayatının geri kalanında farklı birisi olacaktı -henüz hiç olmayı başaramadığı birisi. ailesinin tutumundan dolayı doğduğundan bu yana silik bir karaktere sahipti miguel. yaşıtlarının kabadayılıklarından dolayı utanç duyardı. herhangi bir insanın davranışları dahi bir soyluya yaraşır olmalıydı onun için, öyle bir eğitim görmüştü çevresinden. kendi içine kapanık yapısı dolayısıyla mütemadiyen kaçınırdı insanlardan. oysa yeni yeni yaşamının kayıp gittiğini, atmadığı her adım yüzünden de geride kaldığını düşünmeye başlamıştı. plajda, kendisinden yaklaşık elli metre ileride voleybol oynayan gençleri gördüğünde iç çekerek bakakaldı. birbirleri ile bir yandan muhabbet edip bir yandan da gülüşüyorlardı. miguel kendi yaşına yakın bu insanların umursamaz bir şekilde eğlenebilmesine şaşıyor ve aynı zamanda da kıskançlık duyuyordu. miguel neredeyse dünyaya dair her meseleyi kendisine dert ediniyor, hakkında araştırmalar yapıyor ve konuyla ilgili kitapların yazarları ile kendi kendisine odasında sohbet ediyordu. bundan hoşlandığını iddia ediyordu soranlara fakat içten içe çok iyi biliyordu ki kendisinin diğer insanlarla bir paylaşımda bulunabilecek özgüveni mevcut değildi. utanırdı, karşısındakine saygıda kusur etmemek adına kendi benliğini ayakları altına alırdı. o gençler arasında flörtleşen iki kişiyi de görünce derin bir nefes alıp doğruldu. sigara almak üzere markete doğru adımlamaya başladı. zayıf gördüğü kişiliğine küfürler ediyor ve reyonlar arasında ne aradığını unutmuş bir vaziyette dolanıyordu. tam o sırada gözleri ona asla unutamayacağı bir iyiliği bahşetti. karşısında gördüğü kadına inanamıyordu. cádiz’in ılıman havasında plajda uyukladığını ve şu anda bir rüyada olduğunu bile savunuyordu kendisine. ancak tam da gerçekliğin ortasındaydı miguel. demek bu kadar basitti, bir saniyede o mevzubahis aşkla tanışmış ve şimdiden esiri olmuştu onun. yetersiz gördüğü karakterinden sıyrılmalı ve gidip ona bir şeyler diyebilmeliydi. artık esgeçmemeliydi hayatı, özünden birkaç damla da olsa çalmalıydı ağzına. omuzlarına tarif edilemez bir yük biniyor ve ayakları onu bilinçsizce marketten dışarıya doğru götürüyordu. değişimi başlatacak olan o ufak cesaret bir türlü kendisini göstermiyordu. işte, çoktan marketten çıkmış, bir kez daha yenilgiye uğramıştı. halbuki henüz birkaç saat önce kararını vermişti. cádiz’de yepyeni bir hayata başlayacak, eski kimliğinden tamamen kurtulacaktı. yaşanamamış bir yaşamı kabullenmek istemiyordu. olduğu yerde durdu. arkasını dönerek markete doğru bakındı. değişimin devinimini şimdi hissediyordu vücudunda. öylesine titriyordu ki, her an insanlar sokaklara yığılabilirdi. derin bir nefes aldı. aşık olduğu kadına kuracağı ilk cümleyi bulmaya çalışıyordu. bir saniyede yüzlerce düşünce geçiyordu aklından. ayakları bu sefer onu bilinçli bir şekilde tekrardan markete doğru yönlendirdi. değişime yaklaştıran her adımla birlikte yüksek devirli bir motosiklet gibi salınmaya başladı. artık kendisinden tamamen emindi, markete girip onunla konuşması için engel olarak yalnızca bir cadde kalmıştı. tüm geleceğinin temellerini az sonra atacaktı. nihayet, kimliğinden kurtulup başkalaşacaktı. hafızasında parçalarını birleştirerek oluşturduğu o muhteşem karakteri takınacaktı üstüne, şahsi übermensch hikayesi yazılmak üzereydi.

miguel değişimden emindi.

marketin bulunduğu caddede bir arabanın çarpması ile birlikte yaşamını yitirdi.

miguel değişimden emindi.

ölümse daha kesindi.

Leave a Reply

Your email address will not be published.