Categories
yazılar

yüzyıl hapisleri

“bazı geceler öylesine çaresiz kalırsınız ki içinde bulunduğunuz tarihe takvimden bir çizik yakıştırmak istersiniz.”


alkol artık vücudumda söz sahibi, gecenin ortasında kanımla kol kola marş ediyor.

bazı geceler öylesine çaresiz kalırsınız ki içinde bulunduğunuz tarihe takvimden bir çizik yakıştırmak istersiniz. bir an evvel kurtulmak ve “dün ne yaptın?” diye soruşturanların suratına kocaman bir “hiçbir şey” çarpmak tek derdiniz haline gelir. bu da o gecelerden birisi. yanımda kız arkadaşından yeni ayrılmış fakat bunu oldukça sağlam göğüslediğini düşündüğüm gp var. gp, asıl adını bilmiyorum fakat gp işte. içten içe o da takviminde kendi çiziğini çekmeye hevesli.

şişeye göz atıyorum. biri yerde keyfince yuvarlanan, diğeriyse masanın üzerinde usulca duran boş şişelerden farkını ilk görüşte anlıyorum.

içinde hala biraz var.

-gp, son kadehler?
-ıhm hm.

onun keyfi benimkinden çok daha hızlı yerine gelebildiği için insiyatif kullanıyor ve romu eşit paylaştırmak yerine kendime bir parmak daha fazlasını uygun görüyorum. bakınıyor ancak sesini çıkartmıyor. müsabaka bittikten sonra dövüşçülerin birbirini selamlaması mahiyetinde ufak bir kadeh tokuşturma.

arkada televizyon ekranına bağlı külüstür bir dizüstü bilgisayar, ekranımızda ise erken yirminci yüzyıl belgeselleri. niye izlediğimizi ikimiz de unuttuk fakat gözümüzü alamıyoruz. etkileyici bir şeyler olsa gerek.

gp hafifçe oturuşunu düzeltiyor.

-şuna bak lev! iki saattir izliyoruz ve ne düşünüyorum biliyor musun? şu yirminci yüzyılın başlarındaki insanlarından birisini alıp şu zamana getirsek herhalde neye uğradığını şaşırır. konuştukları konular, yüklendikleri sorumluluklar, hayat görüşleri; hepsi bizimkilerden o kadar farklı ki!

biraz soluklanıp sonrasında üzerine ekliyor.

-ve hepsi de yaşadıkları dönemin doğrusunu yanlışını kağıtlara dökmüş, kendi kurdukları yarım asırlık ömür paylarının bizzat gerçeklik olduğunu sanmış gibiler. oysa şu an yaşadığımız standartlar ne kadar da farklı.

bana saniyelik bir bakış atıyor ve romunu hatırlayıp bir yudum alıyor. sanırım konuşma sırası bana geçti. ben öncesinde bir yudum alıyorum.

-bu da senin hapsin gp. bir süre sonra kimileri tarih olmuş bizlere bakıp bizi anlamakta güçlük çekecek.

bir yudum daha. acaba takvimimde bu günü çiziktirmek için çok da acele davranmasam mı diye düşünüyorum ve devam ediyorum.

-bilirsin, her yüzyıl kendi kolektif kültüründen yeni bir hakikat yaratacak ve içinde kalan herkesi de bu kanala hapsedecektir.

Leave a Reply

Your email address will not be published.