Categories
yazılar

günle gece arayışı

“güneş bu saatlerde hep sarhoş ve şimdi ufukta okyanusun dibine doğru devriliyor. yalnızım ve üzerimde gece.”



atlantik geçişi, üçüncü gün. yaklaşık iki bin dört yüz mil sonra tamamlanacak yolculukta aklım tekneyi donattığım o ilk günde hala. çocukken de başıma gelirdi bu; sabah çıkılacak bir yolculuğa geceden hazırlanmak. küçük çorapları, kazakları, pantolonları ve gömlekleri bir çantaya tıkıştırmak, kimse görmeden en sevdiğim oyuncağı da onların altına gömmek. çoğunlukla yolculuğun kendisinden daha keyifli olurdu. yolculuğa dair beklentilerin en üst noktada olduğu ve henüz hiçbir hayalkırıklığıyla karşılaşmadığın o an.

kanarya adaları’ndan demir alırken yetiştirmem gereken yazıları seyir esnasında tamamlayacağımı düşünüyordum. ilk üç gün boyunca daktilo ile bakıştım. üç gün, baktığım daktilonun da artık bana bakmaya başlaması için yeterli oldu, rahatsız hissettim.

ana yelken gök gibi gürlüyor. camadan vurmak gerekli ama ben daktiloya odaklanmışım, ellerimse ucuz birer işçi.

kilise çanları, ezan sesleri. bunlar okyanusun ortasında yok. okyanusların tanrısız olduğuna kanaat getiriyorum. hangi medeniyet bana bu dinginliği sunabilir? yelken yeniden gürlüyor. ibadetimi yerine getirmek üzere yazımın başından kalkıyorum ve yelkene camadan vuruyorum. yazdığım her şeyin çöp olacağını henüz daktilonun başından kalkarken biliyordum. odağımı kaybettikten sonra bir şeyler yazamayacağımdan eminim. iki defa elime küçük not defterimi alıyorum. uzanmak ve kaldığım yerden devam etmek istesem de olmuyor. bu ince yapraklı küçük defteri, kendi ip ayracından boğazlayarak sallandırıyorum.

yazma işini tamamen bırakıyorum, bir daha yazmak yok. kahve yapıp havuzlukta etrafı seyrediyorum. güneş bu saatlerde hep sarhoş ve şimdi ufukta okyanusun dibine doğru devriliyor. yalnızım ve üzerimde gece. milyonlarca yıl önce ölmüş parlak cesetler gökyüzünde. medeniyet kokan her yerde sokak lambalarıyla boğulan ve reklam panoları daha kontrastlı gözüksün diye cesetleri saklanan yıldızlar. bir süredir iskele tarafımda süzülen kambur balinaya bakıyorum. şu an için tek dostumun o olduğunu düşünürken hafifçe şarkısına başlıyor: “bırak, balinalığımı yapayım. ben hep günle geceyi ararım. sen fena değilsin. ben hep günle geceyi ararım.” beni terk ediyor.

tabiatıma uygun olmak zorunda olduğumu hissediyorum. günle geceyi aramalıyım. yazmalıyım, başka çarem yok. hızlıca bir sigara sarıyorum ve daktilonun başına oturuyorum.

16 replies on “günle gece arayışı”

Dostum seni tanımıyorum. Ekşi Sözlük’te gördüm ve geldim. Her şeyiyle cezbedici duruyor. Yazmayı asla bırakmaman dileğiyle.

Ufak bir eleştiri olarak şunu söyleyeyim. Yorumların olduğu kısım İngilizce kalmış. Belki orayı düzeltmek isteyebilirsin. Takipteyim. Her şey gönlünce olsun.

(arşivden alınmıştır, 4 eylül 2020)

zarif sözleriniz için teşekkür ederim. yorumlar kısmını düzeltiyorum fakat her güncelleme ile yeniden bozuluyor. yalnızca birkaç buton olduğu için böyle bırakma kararı aldım şimdilik. kolay yolunu bulduğumda halledeceğim. sevgiler.

bookmark’ıma yeni bir site eklenmiş oldu, umarım daha sık yazarsınız, bu kalem boş durmamalı

(arşivden alınmıştır, 4 eylül 2020)

bence çok güçlü bir kaleminiz var. yazılarınızın hepsini okudum. yeni yazılarınızı okumayı iple çekiyorum. başarılar

(arşivden alınmıştır, 4 eylül 2020)

çok teşekkür ederim! yeni yazıları takip etmek için sosyal medya hesaplarını kolaçan edebilirsiniz.

durmadan yaz, daha uzun, parmak uçların kanayana kadar.

(arşivden alınmıştır, 5 eylül 2020)

“güneş bu saatlerde hep sarhoş ve şimdi ufukta okyanusun dibine doğru devriliyor.” Sadeliğiniz sizi ışıldatıyor.

(arşivden alınmıştır, 6 eylül 2020)

yazılarımın yegane eleştirmeni, ıhlamur! kocaman öpüyorum. sevgiler.

“okyanusların tanrısız olduğuna kanaat getiriyorum. hangi medeniyet bana bu dinginliği sunabilir?”
çok güzel, çok düşündürücü.

(arşivden alınmıştır, 27 eylül 2020)

Leave a Reply to Ihlamur Cancel reply

Your email address will not be published.