Categories
yazılar

atina okulu

“raffaello’nun freskinden çığlıklar tekrar yükseliyor. hakikatin iki temsili, hiçbir öğretmeni olmayan iki adam; bilgeliğin aktarılamazlığından emin, yaşamın ta kendisi ile meşgul oluyor.”


stanza della segnatura’dayım. bedenim 16. yüzyılın çevik askerlerince şimdiye taşınmış. önümde raffaello’nun scoula di atene freski. bakmaya korkar bir şekilde yanaşıyorum. alanın en geniş duvarında karşımda duruyor. 16. yüzyılın yozlaşmışlığının karşısında raffaello’nun ellerinden sert bir çığlık duyuluyor.

derin bir perspektif. bir düşünceye sarılma ve öğretileri yaygınlaştırma endişesiyle dolu, taşkın bir okul. atina okulu. sokrates bir köşede, eline hücum eden kanın da heyecanıyla bir şeyler anlatıyor. tanrılaşmış sokrates’in davası okulun ücra köşelerinde fani devam ediyor. platon’a sırtını dönmüş, anlaşılamadığının farkında.

freskin odak noktası yaşlı platon ve genç aristoteles. platon, ayakları çıplak fakat gökleri işaret ediyor. göklerin üzerinde temsili bir hakikat arıyor. aristoteles, elleri yerde, somut dünyadaki hakikati işaret ediyor. ayaklarında sandaletler.

yine de platon ve aristoteles birbirinin gözleri içerisine bakıyor.

onlarca antik yunan filozofu, dönemin birkaç sanatçısı. her birisi ellerindeki bir şeye sıkıca tutunmuş ya da ellerinde bir şeyler olduğunu iddia edenleri hevesle dinliyor. birçok öğreti, hakikate susamış insanlar, endişeler ve dünyevi suratlar. bir merdivenin ikiye böldüğü maddi ve manevi dünyalar!

merdivenin ortasında diogenes.

merdivenin ortasında, hakikatin kendisi sere serpe, mavi bir harmanisi ve bakır tasıyla uzanıyor. bir köpeğin şömine kenarında sessizce dinlenmesi gibi kıvrılıyor.

maddi ve manevi dünyaların arasında, kendi söylemiyle hayatı boyunca yapmaya çalıştığı gibi, herkesin girmeye çalıştığı bir yerden biraz sonra çıkabilecek kadar umarsızca kendisinde dolanıyor. onun biraz çapraz önünde tüm gizemiyle herakleitos, bir mermer parçasının üzerinde, akışta ve logosa uygun ateşinde kavruluyor. diogenes ve herakleitos.

raffaello’nun freskinden çığlıklar tekrar yükseliyor. hakikatin iki temsili, hiçbir öğretmeni olmayan iki adam; bilgeliğin aktarılamazlığından emin, yaşamın ta kendisi ile meşgul oluyor. herman hesse siddhartha’yı yazarken benim gördüklerimi görmüş olmalı, diye düşünüyorum. kabul, özgürlük, doğa, akış, uyum.

diogenes ve herakleitos.

scoula di atene’den uzaklaşmam gerektiğini hissediyorum. raffaello’nun boyaları açıklamalar döşüyor zeminime, bu doğru, fakat boyaların hiçbir tonunun bana gerçeği yansıtamayacağını biliyorum. felsefe bir akıl-egzersizine geriliyor. platon da, aristoteles de, hatta freskteki iki parıltı dışındaki diğer tüm yapay aydınlatmalar da bir şeyi unutuyor. öğrenmek, patikalara girmek demektir. yollar sizi ayak basılmış yerlere götürecektir, evet, ancak yalnızca ayak basılmamış yerleri bulabilmeniz için, diye düşünüyorum.

8 replies on “atina okulu”

Esimle takip ediyoruz. Bir sure yazi gelmeyince merak ettik. Daha sik yazmani ve daha sik okumayi istiyoruz. Rafael’in freski favorilerimdendir. Ben de gorme sansina eristim. Bol catlakli olsa da hala gorkemini koruyor. Hakkinda yazmana cok sevindim tesekkurler.

Leyla&Erdem

yorumunuz için çok teşekkürler! biraz yoğun bir dönemimdeydim. daha çok ilgi göstereceğim. takipte kalın!

Gündevireni yeni gördüm. 23 yaşında olman ve bunları yazman çok iyi. Donanımlı gençler görmek iyi hissettiriyor. Devam et güzel kardeşim destekçinim bundan sonra

Instagram’dan gördüm. Açık konuşmak gerekirse öylesine girmiştim ancak şimdi sitenden çıkamıyorum. Kalemini asla elinden düşürme. Çok sıkı takip edeceğim. Başarılar…

çok teşekkür ederim zarif sözleriniz için. takipçi olmanız beni mutlu ediyor. yeni yazılardan haberdar olmak için sosyal medya hesaplarını takip etmeyi unutmayın.

Bu freskin cok buyuk hayranlarindan birisiyim. Yazdiklarinda cok ince detaylar var. En sevdigim detay Diyojen. Tesekkure ederiz. Bildigine eminim sadece bahsetmet istedim, bu freski Ibn Rusd’u arastirirken bulmustum. Avrupa, Aristotelesi Ibn Rusd’un 12. yy cevirilerinden ogrenmistir. Fresk icerisinde Pisagor’un arkasinda onu kopyalarken goruruz kendisini ancak aslinda Aristoteles’in arkasinda olmaliymis. Tabi su anda ki hali belki de estetik acidan daha guzel oldugu icin boyledir bunu bilemiyorum. Zaten fresk genel itibariyle cok detayli, cok derin. Sevdigim butun adamlari toplamis biraraya.Bence Aristotales materyalist dusunceleriyle Ronesansi ciceklendirmisti. Skolastik Aristotales ve Antikcag Aristotales arasindaki farklari gercek metinlerden anlayan ve gercegi bulmaya calisan yorumcular belki bugun bilimin bu noktaya gelmesini saglamislardir. Cok uzattim ancak bir adamin milattan onceki dusenceleri, 12 yyda baska bir adam tarafindan cevriliyor ve bu 15.-16. yyi derinlemesine etkiliyor. Bu adamlarin hepsi su freskin icerisinde bir araya geliyor bence bu imkansiz bir siir gibi, cok guzel, opulesi.

ince sözleriniz ve verdiğiniz bilgiler için çok teşekkürler. oldukça detaylı bir fresk dediğiniz gibi. tüm figürleri incelemekten ziyade orada öylece serpilmiş diogenes’i araştırmak daha cazip geldi. detaylı yorumları internette de mevcut. sizin bilgileriniz için de tekrardan teşekkür ederim. eksik olmayın. sevgiler!

Leave a Reply to Leyla ve Erdem Cancel reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *